Boyanan – Değişen Efsanesi

İkinci el araç alanların en çok merak ettiği konuların başında aracın kaporta durumu gelir. “Boyananı var mı, orijinal mi, değişen parçası var mı?” soruları en çok sorulan sorulardır.
Kimisi boyanan parçalara çok fazla takılmadan sadece “Değişeni var mı?”sorusunu tercih eder. Aracın komple boyalı olması “Acaba ciddi bir kaza mı geçirdi?” şüphesine yol açar.
Ön veya arka şasisinde işlem olması ise adeta bir felakttir ülkemizde. Hele bir de tavan boyalıysa bu araç kesin takla atmıştır! Hava yastıklarının açmış olması da, önemli bir soru işaretidir. Açılan hava yastıklarının yerine göre kazanın ne kadar büyük olduğu anlaşılmaya çalışılır.
Acaba öyle midir? Veya bütün bunlar, yıllardır söylenegelen şehir efsaneleri midir? Bir aracın parçalarının değişmiş olması gerçekte ne anlama gelir?
Öncelikle hasar onarım işlemlerinde bugün uygulanan teknoloji ile bundan yaklaşık 30-35 sene öncesi arasında büyük farklar olduğunu belirtmemiz gerek.1991 yılından bu yana, Yetkili Servisler başta olmak üzere, hasarlı aracı fabrika ayarlarına geri getiren şasi düzeltme, montaj ve ölçüm sistemleri çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Öncesinde, metreyle ölçüm yapılan ve ısıl işlemle şasilerin düzeltildiği sistemlerle, mevcut modern sistemleri kıyas etmek bile mümkün değildir.Isıl işlem uygulanan bir metalde fiziksel niteliğin bozularak aracın mukavemetinin düşmesinden dolayı, şasisinde hasar olan bir araç, bu işlem sonrası, fabrikadan çıkan ve hiç kaza geçirmemiş bir araçla aynı değildir. Bu da yol tutuş ve sürüş güvenliği gibi zafiiyetlerle ciddi bir risk oluşturmaktadır.
Sonuç olarak kazalı bir araçla, orijinal bir aracın aynı fiyatta satılmaması 30-35 sene önce son derece rasyonel bir temele dayanıyordu. Kazalı araç, hasar görmüş araç demenin sağlam bir mantığı vardı. Aynı dönemde gümrük korumasına dayalı otomotiv endüstrimizin, teknolojisi yüksek seviyede araçlar sunamadığı da biliniyor. Bu durumda ikinci el bir aracı alırken kapsamlı mekanik ve elektronik ekspertiz sistemlerine de gerek duyulmadığından aracın değeri deyince anlaşılan kaza ve orijinallik ölçüsüydü.
Ancak 90’lı yıllarda hasar onarım teknolojisindeki yenilikler sonrasında otomotiv teknolojisinin başta elektronik özelliklerle gelişmesi ile araçların mekanik durumları çok daha öne çıktı. Şasi düzeltme işleminde aracın fabrika ayarlarına getirilmesi çok hassas ölçüm cihazları yardımıyla, ısıl işlem gerekmeden yapılmakta, mekanik aktarma organlarında,kaza anına kadar meydana gelen kasılmalar ve yıpranmalar önemli ölçüde giderilmekte ve bir aracın fabrikadan çıktığı duruma gelmesi, bugün birçok Yetkili Servis ve Sigorta Hasar Servisi tarafından rutin olarak çözülmektedir. Öyle ki, sanılanın tersine bu araçlarda yürür aksamda kaza sonrası yapılan onarımla masraf çıkma oranı aslında düşmektedir zira bazı araçlarda kaporta-boya işlemi dışında mekanik hasarlar da olduğundan yeni parça takılması ihtiyacı nedeniyle aracın birçok parçası yenileniyor.
Hava yastıklarını açılması (patlaması) da çoğu zaman yanlış anlaşılan bir durumdur. Bir aracın hava yastıklarının açılması, güvenlik tertibatının sorunsuz olarak çalıştığını kanıtlar. Kaza sonucu hava yastıklarının açılmaması hem ülkemizde hem de başka birçok ülkede üretici aleyhine dava konusu olmuştur. Hava yastığının yetkili servis tarafından monte edilmiş olması ve başka bir muhtemel kazada mekanizmasının çalışacağının bilinmesi yeterlidir.
Araçta daha hafif bir kaza olması ve bunun sonucunda parça değişimi yapılması durumunda ise, değişen her parçanın boyanmış olmasından hareketle, boyanın ve değişim işçiliğinin kalitesini ve orijinalliğini kontrol etmek gerekir. Başka bir deyişle değişen parçalardan ve şasiden farklı olarak, araç boyasında görselliğin ön plana çıkması anlaşılabilir bir durumdur.Boya işleminde portakallanma dediğimiz pürüzler, boya tozu, ton farkı, boya akması, vernik atması gibi birçok hataların olması mümkün. Eğer boya, ancak uzman bir göz ve boya kalınlık cihazı yardımıyla anlaşılabiliyorsa, kaliteli bir boya işleminden geçtiğini ve boya ömrünün uzamasından dolayı paslanma ve çürümenin geciktiğini söyleyebiliriz. Araçlarda üretici firma garantisi 10-12 yıl gibi sürelerde bittiği için aslında bu bir avantajdır.
Oysa iş mekanik ve elektronik aksama geldiğinde ortaya çıkabilecek masraflar saymakla bitmez. Burada oluşan riskin, hem güvenlik hem de parasal boyutu, kaporta değişim ve boya işleminden çok daha yüksek çıkabilir.
Piyasadaki duruma baktığımızda ise, yıllardır aynı yanlışların ısrarla yapıldığı görülüyor.
Yaygın piyasa anlayışında birçok alıcı, “aracın yağını değiştiririm, sanayiden çıkma klima bulur, ön takımı da sonra yaptırırım mantığıyla orijinal ama mekanik masrafı olan aracı tercih etmektedir. Mevcut piyasa koşullarında bu tercih rasyonel gibi görünse de, araç alındıktan sonra yaşanan sorunlar hatalı bir karar verdiğinizi düşündürtebilir. Özellikle vurgulamak gerekir ki, garanti verilmeyen bir araçta, bildirilenin dışında bildirilmeyen hangi arızaların peşisıra geleceğini kestirmek mümkün değildir. Garantili bir araçta da aynı durum vardır ancak ihtimal çok daha düşüktür ve çıkan sorun kapsam dahilinde ise mutlaka çözülür.
Otomotiv sektörümüz ve ikinci el araç piyasası birçok teknolojik gelişmenin yaşandığı günümüzde maalesef bu boyalı değişen saplantısından kurtulamıyor. Online veya fiziki yapılan değer hesaplarında mutlaka boya-değişen işaretleniyor, ilk cümlede mutlaka karşı tarafa bildirilmesi gerekiyor, bunları en ince detayıyla karşı tarafla paylaşmayan sahtekarlıkla suçlanıyor, hiçbir önemi olmayan tamponun değişmesi bile bir alışverişe engel olabiliyor. Bağımsız ekspertizde çıkan mekanik masraflara çoğu alıcı dönüp bakmıyor aman orijinal olsun derdinde.
Üstelik son çıkan İkinci El Yönetmeliğinde bu konu her tür detayıyla ele alınıyor. Sigorta Tahkim Komisyonu da bu hesaplamalara göre bilirkişiler için ayrıntılı tablolar hazırlıyor. Sigorta Bilgi Merkezi Tramer’in 5664 servisi en çok boya değişen sorgusu için çalışıyor. Neticede boya -değişen konusu özümsenmiş ve devletin belgeleri, sigorta kayıtları ve bunlara dayanan mahkeme kararları ile kurumsallaşmış durumda.
Bu konunun temelinde sektörün cesur hamleler yapıp araç alımlarında gereksiz ve anlamsız değer kayıpları hesaplayarak araç satıcıları ile gerekli diyaloğu kurmaması yatıyor. Bunu sadece galeriler değil yetkili satıcılar da yapıyor. Alırken bu şekilde alan, satarken de aynı bilgiyle satınca döngünün kırılması imkansız. Oysa boya-değişen bilgisinin çok ciddi kazalar veya kötü işçilik dışında önemli bir faktör olmamasının yerleştirilmesi sektörün elinde olan bir konu. Sektörün bir bütün olarak bu konuya eğilmesi değişen dünyaya geç de olsa uyum sağlamamız için hayati bir önem taşıyor.
Tüm Marka ve Modelleri Sizin İçin Araştırıyoruz
Siz de araç karşılaştırma sayfamızdan birbirinden farklı özelliklere sahip araçlara tek bir tıkla göz atabilir ve dilediğiniz araçları anında karşılaştırabilirsiniz.
Sifiraracal.com, sitemiz üzerinden otomobil kampanyalarını inceleyebilir, tek bir tıkla sıfır araç kampanyalarına ulaşabilir ve anında size özel ücretsiz fiyat teklifi alabilirsiniz.
